Osmanlı tarihi, isyan veya ihtilâl denebilecek birçok içtimaî hâdiseye sahne olmuştur. İsyanların sebepleri ve aktörleri farklı da olsa, cereyan şekilleri benzerlikler ihtiva eder. Bu ayaklanmalardan biri olan Patrona Halil İsyanı (28 Eylül 1730), elebaşısının isim ve mesleği sebebiyle bir halk hareketi gibi telâkki edilir. Patrona Halil'in Bayezid Camii Hamamı'nda tellâklık yapması sebebiyle ayak takımından birisi olduğu zannedilse de aslında o, bir yeniçeridir ve 17. Ağa Bölüğü'ne mensuptur. Diğer pek çok yeniçeri gibi ikinci bir iş yapmaktadır. Başka bir görüşe göre, kendisi kaptan-ı deryanın yardımcılarından 'Patrona'nın gemisinde levend olarak görev yaptığından bu lâkabı almıştır.

Osmanlı tarihinde 1718–1730 yılları arasındaki dönem "Lâle Devri" olarak şöhret bulmuştur. Bu isimlendirmede savaşsız geçen yıllar, sarayın ve çevresinin îmar faaliyetlerine yönelmesi, zevk ve eğlenceye önem verilmesi ve bu meyanda özellikle lâle olmak üzere birçok çiçekle saray, köşk ve bahçelerin süslenmesi tesirli olmuştur. Bu devirde bazı lâle soğanlarının yüzlerce altın ettiği bilinmektedir. Bu dönem uğursuz bir isyan hareketi ile sona erer. İsyanın sebepleri arasında; Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın uzun (12 yıldan fazla) sayılabilecek sadaret görevinin İstanbul'da bazı gruplar arasında meydana getirdiği hoşnutsuzluk, önceleri başarıyla sürdürülen İran savaşlarında durumun tersine dönmesi sebebiyle bazı yerlerin -özellikle Tebriz'in- savaşılmadan kaybedilmesi, İran üzerine sefere çıkacağı duyurulan padişahın bir türlü sefere çıkmaması, bu durumun müsebbibi olarak İbrahim Paşa'nın görülmesi, yine İbrahim Paşa'nın özellikle Alman savaşlarındaki başarısızlıkları sebebiyle kapıkulları ve yeniçerilerle ilgili yapmaya çalıştığı düzenlemeler, nihayet aşırıya kaçan zevk ve sefa eğlencelerinin halk üzerindeki olumsuz tesirleri sayılabilir.

İsyan hareketi, devlet adamlarının sayfiyelerde bulunduğu ve İstanbul'un nispeten sakin olduğu eylül sonlarında gerçekleşir. Bu sırada padişah ve önemli devlet erkânı İran üzerine yapılacak sefer-i hümâyûn için Üsküdar'a dikilen sancak-ı şerifin yanında, ordugâhta bulunmaktadır. İstanbul kaymakamı gereken tedbirleri ânında ve cesaretle alamadığı için isyan gittikçe büyür. Hapishanelerdeki mahkûmlar salıverilir. İsyanı duyan padişah Topkapı Sarayı'na gelir. Asilere karşı sancak-ı şerifin çıkarılması da bir netice vermez. Bu esnada asilerden, otuz yedi kişinin kendilerine verilmesi talebi gelir. Her ne kadar başlarda isyan padişaha değil de sadrazama karşıymış gibi gösterildiyse de, aslında durum öyle değildir. Damat İbrahim Paşa ve damatları Kaptan-ı Derya Mustafa Paşa ile Sadaret Kethüdası (içişleri bakanı) Mehmed Paşa'nın idam edilerek asilere teslimi de isyanı sona erdirmez ve Sultan 3. Ahmed, 34 yaşındaki yeğeni Mahmud lehine saltanattan feragat eder. İsyanın elebaşıları önemli görevlere getirilir, Lâle Devri'nde inşa edilen yüzlerce saray ve konak yıkılır, önemli devlet adamlarının ikametgâhları yağmalanır. Patrona Halil, Yanaki adındaki bir Rum kasabı, Boğdan (Moldovya) Prensi yaparak Romanya'ya gönderir, kendisi de Divan-ı Hümayun toplantılarına zorla katılarak o güne kadar görülmemiş serkeşlikler sergiler. Yeni padişah onları tepelemeye muvaffak olana kadar, asiler kırk altı gün boyunca devlet çarkını istedikleri gibi çalıştırır.

Patrona Halil İsyanı; asker kökenli bazı kimselerin ayak takımını da kışkırtarak başlattığı, ulemadan bazılarının ve Damad İbrahim Paşa'ya düşman bir kısım devlet adamlarının yardımlarıyla büyüyen, kabiliyetsiz idarecilerin zamanında önlem alamadığı için çığırından çıkan bir harekettir. On iki yıl devam eden ve bütün olumsuzluklarına rağmen bir îmar ve restorasyon dönemi olarak da kabul edilebilecek "Lâle Devri" bu isyanla sona erer.

Eylülde Yaşanan Bazı Önemli Hâdiseler
20 Eylül 622 Hz. Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) Hicreti
16 Eylül 1961 Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın İdamı
17 Eylül 1961 Başbakan Adnan Menderes'in İdamı


comments powered by Disqus