İnsan Denen Meçhul -38 (Biyolojik Saat, Uyku, Büyüme ve Metabolizma Dengesinde Epifiz ve Tiroid Hormonları)

Mükemmel bir sanat eseri olarak yaratılan insan bedeninin orkestra gibi âhenkli işleyişinde hipotalamus ve hipofizi orkestra şefi kabul edersek, diğer iç salgı bezlerini icra edilen konsere katkıda bulunan ayrı birer enstrüman şeklinde değerlendirebiliriz. Bunların hiçbirinden vazgeçemeyiz. Çok göze batmayan ve varlıklardaki hikmetli/gâyeli yaratılışı anlamayan evrimcilerce bir zamanlar 'körelmiş organ' olarak görülen epifiz bezi, beynin üst kısmında bulunan önemli bir iç salgı bezidir. Uzunluğu 5-8 mm, kalınlığı 3-5 mm, ağırlığı da 150 mg olan epifizin en iyi bilinen hormonu melatonindir. Melatonin salgısının tanecikleri 100 nm çapındadır.

Melatonin hormonu beyinde, karanlıkta salgılanan bir hormondur. Gece salgılanır, gündüz ise salgılanmaz. Akşam saat 21.00'den sonra salgılanmaya başlayan bu hormonun salgılanma hızı gece 02.00-04.00 arası en yüksek seviyeye çıkar (130,3 µg/l); sabah saat 07.00'de ise, azalır. Melatonin bu sebepten gece uyku getirir, sabah ise uyanmaya katkıda bulunur. Gece uzunluğuna paralel olarak melatonin salgısı da artar. Işıkta melatonin salgısı azalır, öğlen 13.00 sıralarında en aza iner (9,3 µg/l).

Vücudumuzun günlük faaliyetlerinin gece uzunluğuna ve gün ışığına göre ayarlanmasıyla vazifelendirilmiş bu hormon, jetlag denen hâdisenin de sebebidir. Antioksidan maddelerin tesirlerini güçlendirdiği, kanserli hücrelere karşı koruma sağladığı düşünülen melatonin, üreme sistemiyle bağlantısının yanında yorgunluk, isteksizlik gibi hâllerin sebepleri arasında da zikredilmektedir.

Lösemili ve kanserli çocuklar üzerine yapılan araştırmalar, bu hastalıkların, çocukların gece geç saatlere kadar uyumamalarıyla veya ışıkta uyumalarıyla bağlantılı olduğunu göstermiştir. Bunun üzerine ailelere çocuklarını karanlık ortamlarda yatırmaları tavsiye edilmiştir. Melatoninin güçlü salgılanmasının yaşlanmayı geciktirmeye ve kansere karşı korunmaya vesile olduğu bilinmektedir. Hormon salgısını takip etmek için uyutulan kişilerin, karanlıkta yoğun olarak salgılanan hormonlarının ışık açıldığında azaldığı tespit edilmiştir.

Metabolizmanın işleyişinde temel bir salgı bezi tiroid
Vücudun en temel metabolik faaliyetlerinin kontrolü, boğaza yerleştirilen 20-30 gramlık tiroid bezine verilmiştir. Kelebek kanadı gibi iki parçadan ibaret olan tiroidin kanatlarının uzunluğu 5-7 cm, genişliği 3 cm, kalınlığı da 2 cm'dir. Bir tiroid bezinde, asıl salgıyı yapan follikül adı verilen keseciklerden üç milyon kadar bulunur. Bu keseciklerin her birinin çapı 0,1-0,5 mm'dir. Bu keseciklerde on ay yetecek kadar tiroid hormonu (T3 ve T4) depo edilmiştir. Tiroid bezi keseciklerinde sentezlenen tyroglobin adı verilen salgı küreciklerinin her birinin molekül ağırlığı 660.000'dir. Bu kürecikler iki alt birimden yapılmıştır. Ünitesi 6.000 aminoasit ile 144 tyrosil molekülünün bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bu molekül birliklerinde, özel konuma yerleştirilmiş 20 iyot atomu vardır.

Tiroid bezi tarafından üretilen ve salgılanan hormonlar; tiroksin (T4), triiyodotironin (T3) ve kalsitonindir. T3 ve T4 hormonları tiroid bezinde tyroglobulin adı verilen bir madde içinde depolanır. Bu hormonlar tiroid uyarıcı hormonun tesiriyle bu maddenin içinden çıkarak kana geçer. Vücudun her bölgesinden hipotalamusa gelen sinyallere göre salgılanan tiroid salgılatıcı faktör ile tiroid hormonlarının kana ne kadar geçmesi gerektiği belirlenir. Hipofizden salgılanan tiroid uyarıcı hormon 10 saniye içinde tiroide ulaştırılır. Bu hormonların salgılanması için, Tiroid epitelinde hormonun depo formu olan tyroglobulinlerin ortaya çıkması 5-15 dakikada gerçekleşir. T4 hormonu T3'ten çok daha fazla (10/1 nispetinde) salgılanmasına rağmen, kanda ve dokularda T3 hormonuna dönüşür ve hemen bütün tiroid hormonu fonksiyonları temelde T3 tarafından gerçekleştirilir. Kandaki T3/T4 1/100 nispetindedir. Hormonların kanda görünmesi için, 20 dakikadan daha fazla süre geçmesi gerekir. Kandaki toplam Tiroksin yoğunluğu 100 µg/l olup, bunun % 99,97'si proteinlere bağlıdır. Bu kısım biyolojik açıdan tesirli değildir. Biyolojik bakımdan asıl tesirli olan kalan % 0,03'lük kısımdır. Bunun miktarı da bir litrede 0,8-2 ng'dır. Triiyodotironin'in kandaki yoğunluğu 1 µg/l olup, aynı şekilde bunun da %99,7'si proteinlere bağlı olarak tesirsiz vaziyette beklemektedir, % 0,3'ü ise serbest ve tesirli durumdadır. Bunun miktarı litrede 0,25-0,6 ng'dır. Diğer bir tabirle kandaki 10.000 molekülden dört tanesi aktif olarak iş yaparken, 9996'sı depolanmış vaziyette hazır bekletilmektedir. Hormonları kanda bağlı ve tesirsiz vaziyette tutan proteinlerin % 60'ı globin, % 30'u prealbumin, % 10'u da albumindir. Bu miktarlar çok hassas bir şekilde ayarlanmaktadır. Kandaki serbest olan kısım kullanıldıkça proteinlere bağlı olanlar serbestleşerek aktif hâle geçmekte, bunların yeri de bezden salınan yeni moleküllerle doldurulmaktadır. Bu hassas hesabı akılsız moleküllerin matematik bilgisine verebilir miyiz?

Tiroksinin kanda yarılanma ömrü yedi gün civarındayken, triiyodotironinlerin kanda kaybolma süreci bir-iki gündür. Kanda azalan tiroid hormonlarının üretimle yerlerini almaları 24 saat içinde gerçekleşir. Günlük 140 µg tiroid hormonları ihtiyacının 100 µg'ı trioksin (T4), 40 µg'ı ise triiyodotironin (T3) olarak karşılanır. Tiroid bezinin günde 10 µg/l'den daha az salgı yapması durumunda, yetersiz fonksiyon gördüğü kabul edilir.

Tiroid bezindeki toplam iyot miktarı 5.000-7.000 µg'dır. İnsanın günlük ihtiyacı ise 100-200 µg arasında değişir. Hamilelerde bu ihtiyaç 200 µg'dan daha fazladır. Günlük bir çay kaşığı (yaklaşık 5 g.) iyotlu tuz bu ihtiyacı rahatlıkla karşılayabilmektedir. Bir kilogram iyotlu sofra tuzunda 25-50 mg iyot bulunmaktadır. Kan plasmasındaki inorganik iyot konsantrasyonu normal olarak 2-10 µg/l'dir. Her gün dışkı ile 10 µg, idrarla da 150 µg iyot vücudumuzdan atılır.

Tiroid hormonları vücudun hemen her hücresinin fonksiyonu için gereklidir. Bunlar ister diğer hormonların yapımı olsun, ister hücre büyümesi ve çoğalması olsun metabolizmanın normal işlemesi açısından vazgeçilmezdir. Bu hormonlar, hücre seviyesinde enerji metabolizmasının düzenlenmesinde büyümenin kontrolünde, dokuların farklılaşması ve gelişmesinde, organizmadaki biyo-kimyevî münasebetlerin istikrarında önemli rol oynar. Genel olarak metabolik hızı, oksijen tüketimini ve ısı üretimini artırıcı tesir yaparlar. Bu hormonlar, çocukların fizikî ve zihnî gelişmelerinin normal olabilmesi için oldukça gereklidir. Yeterli miktarda hormon üretilebilmesi için, besinler aracılığı ile dışarıdan iyot alınması gerekmektedir.

Tiroid bezi, tiroid hormonlarından başka, kalsiyum metabolizmasında rolü olan kalsitonin hormonu da salgılar. Tiroid bezindeki follikülleri teşkil eden hücrelerden 3-5 tanesi özel C hücreleridir ve bunlar tanecik büyüklüğü 200-300 nm olan kalsitonin salgısı üretir. Bu salgı molekülleri 32 aminoasitten yapılmış ve 3.700 molekül ağırlığındadır.

Aşırı tiroid hormonu salgılanmasına hipertiroidizm denir. Bu durum kendini zayıflama, sinirlilik, taşikardi (kalb hızının normalden fazla olması), ellerde titreme, sıcağa dayanıksızlık, kaslarda güçsüzlük, uykusuzluk, yorgunluk, ishal gibi belirtilerle gösterir. Tiroid hormonlarının yetersiz salgılanmasına ise hipotiroidizm denmektedir. Bu durum da kendini öncekinin aksine; şişmanlık, uyuşukluk, soğuğa karşı hassasiyet artışı, aşırı uyku hâli, kas tembelliği, bradikardi (kalb hızının normalden düşük olması) zihnî tembellik, saç uzamasında duraklama gibi belirtilerle gösterir. Ancak hastalıklar dışında normal insanlarda hipotalamus, hipofiz ve tiroid arasında karşılıklı olarak o kadar mükemmel bir haberleşme, geri bildirim ve sentezi başlatıp durdurma mekanizması vardır ki, bu sayede vücuttaki metabolik ve biyokimyevî faaliyetler aksamadan hassas bir denge içinde yürütülmektedir. Herhangi bir üretim safhasındaki eksiklik veya fazlalık hemen önceki süreçlerin belirli bir noktasındaki kontrol merkezi konumundaki molekül grubuna bildirilir ve buna göre üretim kısılır veya artırılır. Bu kontrol mekanizmasını ne sadece iradesiz bezlere, ne akılsız hücrelere ne de şuursuz moleküllere verilebilir.

Tiroid hormonları ile hipofizden salınan büyüme hormonları çok mükemmel bir dayanışma içinde vücudun dengeli bir şekilde büyütülmesi için işbirliği yapar. Büyüme hormonu, hücrelerin bölünme sayısını ve miktarını belirler; fakat bu gelişigüzel bir süreç olmayıp hassas bir plânlama gerektirir. Bölünme hızı iyi ayarlanmasaydı organlar estetik bir uyumdan mahrum olurdu. Kollar, bacaklar, kafa ve gövdenin birbiriyle estetik bir uyum içinde büyütülmesi tiroksin hormonunun dengeli salgılanmasıyla mümkündür.

Tiroksin molekülleri her bir hücreyi, hangi hızda bölünmeleri gerektiği hususunda uyarmasaydı, organlar son derece orantısız gelişir ve insanlar hilkât garibesi, zekâ bakımından da geri varlıklar olurdu. Vücuttaki kusursuzluğu, estetiği, güzellik ve plânı; akıl, şuur ve iradeden mahrum büyüme ve tiroksin hormonu moleküllerine verebilir miyiz? Evet, sahnede bu moleküller görünüyor; ama onları şaşırmadan hassas bir şekilde vazifelerine koşturan kimdir?

Tiroid hormonlarının metabolizma düzenlemeleri gıdaların hızlı veya yavaş yakılma süreçlerini ayarlama ile yapılır ve vücudun bütün faaliyetleri neticesinde bir ısı açığa çıkar. 100 trilyon hücrenin faaliyeti neticesinde de vücudun toplam ısısı ortaya çıkar. Bu mikro fırınların her birinin ne kadar ısı vermesi gerektiğinin düzenlenmesinde vazife alanlar da mu'cizevî tiroksin hormonlarıdır. Hücrenin ne kadar ısı yayması gerektiği, çalışma metabolizmasına nasıl tesir edileceği ve gerektiğinde ısının nasıl artırılacağı gibi birçok kompleks süreci bu moleküllerin bildiğini kim söyleyebilir?

comments powered by Disqus