Geri Bildirim
Yeni Kalemler

Sevgi'li Mutluluk
Hasan Uğur


İnsanoğlu hayatı boyunca mutluluğun peşinden koşup durur. Mutluluk yenilemeyen, içilemeyen ama sürekli aranan bir gayedir. Çoğu hastanın iyileşmesi için adeta bir reçete olan, paylaşıldıkça çoğalan, çoğaldıkça herkesi sevindiren, bireylerin mutlu olması ile toplumu çepeçevre kuşatan ve para ile satın alınan bir metadan çok farklı bir histir insan kalbinin derinliklerinde.
Mutluluğa ulaşmakta insanın kanaatkar ve mütavazi olması çok önemlidir. Ufacık önemsiz gibi gözüken sebeplerden mutlu olabilmek insan hayatına renk katar ve insan karamsar düşüncelerden sıyrılarak hayata daha olumlu bakar. Mutluluğa ulaşmada yada onu gaye edinmekte gözü yükseklerde olanların, mutluluğu maddi değeri yüksek geçici heveslerin cazibesinde arayanların mutluluğu ancak o hevesler ile sınırlı kalır. Dünya nimetlerine sonsuz nazarıyla bakanlar için mutluluk, fâni bir dünya hayatının insanın önüne sunabileceği güzelliklerdir. Son model arabalar, yüzlerce metrekarelik evler, bağlar, bahçeler, hanlar, hamamlar kimileri için mutluluk kaynağı, kimileri içinse dünyanın geçici nimetlerinden başka birşey değildir. Mutlu olabilmek, kendini mutlu hissetmek için yağlı ballı, kuş sütlü sofraları bir zorunluluk olarak adletmek yanlıştır. Çaya kuru ekmek bandırarak kahvaltı yapılan bir sofraya misafir olabilir mutluluk. Her yerde, insanların ona ulaşması için ?gelin ben sizinle beraber olayım' diye haykırırken; etrafında dolaşan, kendisini çepeçevre saran mutluluğu göremez insanoğlu.
Kulağı hassas olanlar bir bahar mevsiminde meltem esintisi gibi kalplerine gelen ferahlığın farkına varırlar. İçinden gelen esintileri hisseder, o çağrışımları her zaman işitir ve yanından hiç ayırmak istemez mutluluğu. ?Lütfunde hoş kahrında hoş' prensibi içlerine işlemiştir. Çünkü başlarına ne gelirse gelsin bilirler ki her şey Yüce Yaradıcı'nın kudreti dahilindedir. Hep bu inançla yatıp kalkar ve olaylara bu açıdan bakarlar.
Evlere misafir olmayı da çok sever mutluluk. Ama çok nazlıdır kendisi. Herkesin izni olmadan bir türlü girmez içeri ve misafir olmaz. Evde söz sahibi, otoriter bir babanın ısrarına rağmen yinede girmez. Hele kendine azarlanmasına o kadar alınır ki susamış bir gül gibi içine kapanır ve büzülüverir. Tekrar açması için de kim bilir ne kadar nakışlı sözler gerekir. Ama hiçbir zaman kin tutmaz. Ne zaman bir aileye davet edilse daveti kabul edip misafir olmaya amadedir. Huzurlu bir aile, mutluluğun sığınacağı bir liman gibidir. Önemli olan bu limana demir atmak ve hayat boyu orada kalmaktır. Huzur, mutluluk için bir davet sebebidir. Tartışmaların eksik olmadığı huzursuz bir aile ortamı ise mutluluk için asla yanaşmayacağı, uğramayacağı bir limandır. Kendisini davet edilmemiş kabul eder ve davet edilmediği yere asla gitmez.
Sevgi, mutluğun tamamlayıcısı adeta ayrılmaz bir bütünüdür. Yapışık ikizler gibi birbirleriyle duygusal manâda çok yakındırlar. Allah, muhabbeti ve sevgiyi adeta kalbin içine yerleştirmiştir. Hazinesi o kadar namütenahidir ki isterse bütün dünyayı üzerindekilerle birlikte içine alabilir. Ama isterse bir o kadarda daralır, küçülür ve hiç bir şey içine giremez. Dolayısıyla yaratılanı yaratandan ötürü sevenler oraya her şeyi yerleştirebilir ve ayni hassasiyetle hepsi ile alakadar olabilirler. Oradakiler de bilirler ki bulundukları yer sıcacık bir sevgi atmosferi ile kuşatılmıştır. Peygamber efendimizin (s.a.v) yaslandığı kütüğü terk etmesi karşısında duyulan inlemenin ve üzüntünün altında da bu sevgi ve muhabbet yatmaktadır. Yazın sıcağında evin içinde dolaşan, uyutmayan, insanların kanını emen sivri sinekler bile bu sevgi atmosferi içinde koruma altındadırlar. Yaratılmışların en üstün olanı insanlara duyulan sevginin yanında, Allah'ın insan için yarattığı tüm mahlükata sevgi duymak, insan kalbindeki merhamet duygusunun kabarmasına vesile olur. Nitekim kuru yaz sıcağında susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su veren kadının günahlarının affedilmesi ve ebedi hayatta kurtuluşa ermesi kalplerdeki sevginin bir tezahürü, Yaratanın bir armağanıdır. Yolda giderken, otururken, kalkarken, yatarken dahi bütün yaratılanların insanların hizmetine sunulmuş olduğunu bilmesi insanoğlu için ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Kalbini sevgi ile dolduranlar için insanları üzmek, kırmak veya kızmak şöyle dursun, isteklerini yerine getirememek bile üzüntü kaynağıdır. Bu gibi hadiselere sebebiyet vermemek için yılandan, çıyandan kaçar gibi kaçarlar. Bütün bunları ona sevgi fısıldamaktadır. Adeta hareketlerine yön vermektedir.
"Aç herkese açabildiğin kadar sineni, ummanlar gibi olsun.
İnançla geril ve insana sevgi duy!
Kalmasın alâka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül" sözü, her şeyi Allah için sevebilmenin ifadesidir.
Peygamber efendimiz (s.a.v) sevginin ehemmiyitine şu hadisinde dile getirmiştir: Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!"
(Müslim, îman 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî, Et'ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11)
Mutluluğun fizik ötesi alemlerle de irtibatı vardır. Bu alemler içinde belkide insanın ulaşabileceği en kolay olan rüyalardır. Mutluluk, rüyalarda dahi insanla beraber olmak ister. Rüyada peygamberimizi görmek insanın kalbinde peygamberimize ne kadar çok yer ayırdığının göstergesidir. Bu ise kalbine iman nuru dolmuş, ?sevgili' nin hasretiyle yüreği yanan bir insan için ne kadar çok mutluluk kaynağıdır. Kalbinin tahtına Peygamberimizi oturtanlar da dünya ve ukba muhakemesini yakalamış mutluluk üreten fabrikayı çalıştırmış olacaktır. O fabrika çalıştığı müddetçe de pek çok kimse oradan istifade edecek ve hayat bulacak demektir.
Bu gözle bakıldığında ailede birbirini sevenler, mutluluğu evine davet edenler veya edemeyenler sevgilerini tekrar gözden geçirmelidirler. Tarihte en büyük aşk sayılan Leyla ile Mecnun aşkının dahi sonu olduğunu bilmek gerekir. Ama Allah için sevme, Allah için görme, Allah için yaşama ve O'nun rızasını kazanmayı mutluluk vesilesi olarak kabul etme ilelebet devam edecek, dünya ve ahiret saadetini de beraberinde getirecek mutluluk kaynağıdır.
O halde hayatta mutlu olmak isteyenlerin ilk önce yapmaları gereken kalplerin de Allah tarafından yerleştirilmiş olan sevgi iksirini keşfetmektir. O zaman görecekler ki mutluluk da ona yapışık durmakta ve her zaman onunla beraber olmaktadır. O halde kalpteki sevgiyi keşfedelim ve asıl maksadına uygun olarak her şeyi içine yerleştirelim ki hiçbir şey bizi mutlu olmaktan alıkoymasın. Allah'ın bizim sevk ve idaremize vermiş olduğu irademizin rotasını yaratılanı yaratandan ötürü sevmeye yönlendirelim, yönlendirelim ki rızayı ilahiyi yakalayalım ve peşinde koştuğumuz mutluluk da hep bizimle beraber olsun.

Hasan Uğur