Geri Bildirim
Damlalar

Kar Hasreti
Nurhayat Demireli


Kâh salına salına kâh savrula savrula sayısız beyaz tanecik iner yeryüzüne. Her birinde ince nakışlar, sanatlar gizli. Kolay kolay göstermezler o muhteşem güzelliklerini boş bakan gözlere, düşünmeden hoyratça çiğneyen ayaklara. Gören göz, düşünen beyin, hisseden kalb okur onlardaki Esma-i İlâhi'yi, vahdaniyeti, ehadiyeti. Okuyanlar ulaşır Rabb'inin azametine, rahmetine.

Her bir tanecik meleklerle nazikçe indirilir gökten yere. Kimseyi incitmesin, koca bir top hâlini alıp kimseye zarar vermesin diye. Toprağa inen taneler el ele, kol kola verip bir yorgan olup korurlar kardelenleri soğuktan. Kardelen çoğu zaman toprağı ve karı aşıp boy gösterir. Kimi zaman da, karın erimesiyle yürür güneşe doğru. O, bu hâliyle çilelerin güzel neticelerini ne güzel anlatır çilekeşlere.

Karın ve yağmurun bolluğuyla bereketlenir günler. Kar berekete vesile olmanın yanında çocuklara oyun olur, oyuncak olur. Onunla eğlenir çocuklar kışın soğuk günlerinde. Onun bembeyaz yüzüyle güler yüzler.

Büyüklerimizin anlattığına göre eskiden kar daha çok yağarmış. İnsanlar ancak karları küreyerek çıkabilirmiş evlerinden dışarı. İki seneden beri biz de; "Artık çok kar yağmıyor, eskiden daha çok yağardı." diyoruz. Seneler geçtikçe bizi daha mı az ziyaret edecek kar tanecikleri? Yoksa biz de torunlarımıza kar'ı tarif edip kar hatıraları mı anlatacağız? "Eskiden kar yağardı; eldivenimizi, atkımızı, beremizi alıp dışarıya çıkar, karın üzerine yatıp şeklimizi çıkarır, sonra kartopu oynardık. Kardan adam yapardık. Havuçtan burnu, kömürden gözleri, düğmeleri olan sevimli kardan adamlarımız üşümesin diye başına bere takar, boynuna atkı sarardık. Ama her fânî gibi o da bizi bırakıp giderdi, çok kısa olurdu ömürleri..." diye dost meclislerinde yâd edeceğimiz bir hatıra mı olacak yoksa yaşadığımız kış günleri? İlkokul yıllarındayken bir gece gördüğümüz beyazlığın kar değil de ay ışığı olduğuna zor ikna etmişti babam. O ânda çölde serap görenlerin şaşkınlığına uğramıştık âdeta.

Kar'ı bekleyişimizden olsa gerek, havada biraz bulanıklık, gecede biraz kızıllık olsa "Kar havası var." diye hemen ümitleniyoruz. Bazen sessizce bakıyoruz havada nazlı nazlı uçuşan beyaz tanecikler var mı, çatılar beyaz mı diye. Çocuklara, "Müjde kar yağıyor." deyip içimizdeki özlemi dindirme arzusuyla. Kar bize temizliği, saflığı, asaleti hatırlatır. Kara olan hasretimizin sebebi, onun saflığı ve duruluğu tedai ettirmesi mi acaba?